Başakşehir’de Kendine Güvenmek ile Kendini Değerli Hissetmek Arasındaki Fark
Kendine güvenmek ve kendini değerli hissetmek, günlük yaşamda sıklıkla birbiriyle karıştırılan iki kavramdır. Oysa kişi bir konuda başarılı olabileceğine inanırken aynı zamanda kendisini yetersiz, sevilmeye layık değilmiş ya da başkalarından daha az önemliymiş gibi hissedebilir. Benzer şekilde, belirli konularda kendisinden emin olmayan bir kişi de kendi değerini koruyabilir ve hata yaptığında kendisine karşı anlayışlı davranabilir.
Bu iki kavram arasındaki farkı anlamak, kişinin kendisiyle kurduğu ilişkiyi daha yakından tanımasına yardımcı olur. Öz güven daha çok bir işi yapabilme, bir durumla baş edebilme veya bir konuda yeterli olabileceğine inanma algısıyla ilişkilidir. Öz değer ise başarılarından, görünüşünden, ilişkilerinden ve başkalarının değerlendirmelerinden bağımsız olarak kendisini değerli bir insan olarak görebilmesiyle ilgilidir.
Başakşehir’de psikolojik destek arayan ve kendisiyle ilgili düşüncelerini anlamlandırmak isteyen kişiler için bu ayrım, kişisel gelişim ve duygusal farkındalık açısından önemli bir başlangıç noktası olabilir.
Kendine Güvenmek Nedir?
Kendine güvenmek, kişinin belirli bir görevi yerine getirebileceğine, bir sorunla başa çıkabileceğine veya yeni bir durum karşısında gerekli adımları atabileceğine ilişkin inancıdır. Bu inanç, kişinin deneyimleri, edindiği beceriler, geçmişteki başarıları ve karşılaştığı zorluklarla baş etme biçimi doğrultusunda şekillenebilir.
Örneğin bir kişi iş görüşmesine katılırken kendisini ifade edebileceğine, bir sınava hazırlanırken öğrendiklerini kullanabileceğine ya da yeni bir sosyal ortamda iletişim kurabileceğine güvenebilir. Ancak aynı kişi, başka bir alanda deneyimsiz olduğu için kendisini daha az yeterli hissedebilir. Bu durum, öz güvenin yaşamın farklı alanlarında değişebileceğini gösterir.
Öz güven hangi durumlarda ortaya çıkar?
Öz güven, günlük yaşamda birçok farklı şekilde kendini gösterebilir:
- Yeni bir işe veya projeye başlarken sorumluluk alabilmek.
- Kendi düşüncelerini başkalarının yanında ifade edebilmek.
- Hata yaptığında yeniden denemeye istekli olmak.
- Bilinmeyen bir durumla karşılaştığında çözüm arayabilmek.
- Kendi ihtiyaçlarını ve düşüncelerini uygun bir dille dile getirebilmek.
Öz güvenli olmak, her zaman başarılı olacağından emin olmak anlamına gelmez. Kişi başarısızlık ihtimalini kabul ederek de kendine güvenebilir. Buradaki temel nokta, sonucun belirsiz olmasına rağmen kendi becerilerini kullanabileceğine ve gerektiğinde öğrenebileceğine inanmasıdır.
Kendini Değerli Hissetmek Nedir?
Kendini değerli hissetmek, kişinin yalnızca başardıkları veya başkalarından aldığı olumlu geri bildirimler üzerinden kendisini değerlendirmemesidir. Öz değer olarak da ifade edilen bu kavram, kişinin kendi ihtiyaçlarını, duygularını, sınırlarını ve varlığını önemseyebilmesiyle ilişkilidir.
Kendini değerli gören bir kişi hata yaptığında bundan ders çıkarmaya çalışabilir ancak yaptığı hatayı bütün kişiliğinin bir göstergesi olarak değerlendirmek zorunda hissetmez. Bir ilişkide reddedilmek, işte başarısız olmak veya bir konuda başkalarından farklı düşünmek de kişinin kendisi hakkındaki bütün algısını belirlemez.
Öz değer, kişinin her zaman kendisinden memnun olması ya da bütün özelliklerini beğenmesi demek değildir. Kendi eksiklerini fark ederken kendisine saygı duymaya devam edebilmesi anlamına gelir.
Öz değer günlük yaşamda nasıl anlaşılır?
Kendini değerli hissetmek, özellikle kişinin kendisiyle ilgili olumsuz düşünceler yaşadığı anlarda belirginleşebilir.
- Bir hata yaptığında kendisini bütünüyle başarısız olarak tanımlamamak.
- Başkalarının onayını alamadığında kendi düşüncelerini tamamen değersizleştirmemek.
- İlişkilerde kendi ihtiyaçlarını ve sınırlarını önemsemek.
- Herkesi memnun etmek zorunda olmadığını kabul etmek.
- Başarılarını takdir ederken başarısızlıklarına karşı da anlayışlı davranmak.
Öz değer, kişinin kendisini diğer insanlardan üstün görmesi değildir. Başkalarının da kendisi gibi ihtiyaçları, duyguları ve sınırları olan insanlar olduğunu kabul ederek kendi varlığına da aynı saygıyı gösterebilmesidir.
Kendine Güvenmek ile Kendini Değerli Hissetmek Arasındaki Fark Nedir?
Öz güven ve öz değer birbiriyle ilişkili olsa da aynı anlama gelmez. Öz güven, kişinin belirli durumlarda ne yapabileceğine ilişkin inancıyla; öz değer ise kendisini nasıl değerlendirdiği ve kendisine ne ölçüde saygı duyduğu ile ilgilidir.
Örneğin bir kişi işinde oldukça başarılı olabilir, insanlarla rahat iletişim kurabilir ve önemli sorumlulukları yerine getirebilir. Buna rağmen hata yaptığında kendisini değersiz hissedebilir veya çevresindeki kişilerin takdirini kaybetmekten yoğun biçimde endişe duyabilir. Bu durumda belirli alanlardaki öz güven yüksek olsa da kişinin öz değer algısı kırılgan olabilir.
Başka bir kişi ise yeni bir işe başlarken yeterince deneyimli olmadığını düşünebilir. Buna rağmen öğrenebileceğine inanabilir, hata yapmayı doğal karşılayabilir ve başarısız bir sonuç aldığında kendisini bütünüyle yetersiz olarak görmeyebilir. Bu örnekte kişi belirli bir alanda düşük öz güven yaşasa da kendisine yönelik temel saygısını koruyabilir.
Öz güven ve öz değer arasındaki temel ayrımlar
Öz güven: “Bu işi yapabilir miyim?” sorusuyla ilişkilidir.
Öz değer: “Bu işi yapamasam bile kendime saygı duyabilir miyim?” sorusuyla ilişkilidir.
Öz güven: Deneyim, beceri ve koşullara göre değişebilir.
Öz değer: Başarıların ve başarısızlıkların kişinin bütün değerini belirlememesiyle ilgilidir.
Öz güven: Yeni bir durum karşısında harekete geçmeyi kolaylaştırabilir.
Öz değer: Sonuç beklendiği gibi olmadığında kişinin kendisine karşı daha anlayışlı olmasına yardımcı olabilir.
Bu iki alan birbirini destekleyebilir. Kendine güvenen bir kişi yeni deneyimlere daha açık olabilir; kendini değerli hisseden bir kişi ise başarısızlık ihtimali karşısında kendisini kanıtlamak zorunda hissetmeden hareket edebilir.
Başarılı Olduğu Hâlde Kendini Değersiz Hisseden İnsanlar Neden Olabilir?
Dışarıdan bakıldığında başarılı, becerikli veya sosyal açıdan güçlü görünen bazı kişiler, iç dünyalarında kendilerini yetersiz hissedebilir. Bunun tek bir nedeni yoktur. Kişinin geçmiş deneyimleri, çevresinden öğrendiği değerlendirme biçimleri, ilişkileri ve kendisiyle konuşma şekli bu algının oluşmasında etkili olabilir.
Koşullu kabul ve başarı baskısı
Çocukluk veya ergenlik döneminde sevgi, takdir ya da kabulün ağırlıklı olarak başarıya bağlandığını deneyimleyen kişiler, zamanla kendi değerlerini performansları üzerinden değerlendirmeye alışabilir. Bu durum her bireyde aynı sonucu doğurmaz ancak bazı kişilerde hata yapmanın yalnızca bir öğrenme fırsatı değil, kabul görmeyi kaybetme riski olarak algılanmasına yol açabilir.
Sürekli karşılaştırma yapmak
Kişinin kendisini arkadaşlarıyla, iş arkadaşlarıyla veya sosyal medyada gördüğü insanlarla sürekli karşılaştırması, kendi özelliklerini daha olumsuz değerlendirmesine neden olabilir. Özellikle başkalarının yalnızca başarılarını ve olumlu deneyimlerini gördüğünde kendi yaşamını eksikmiş gibi algılayabilir.
Eleştirel iç ses
“Daha iyisini yapmalıydım”, “Bunu da beceremedim” veya “Beni ancak başarılı olursam önemserler” gibi düşünceler sık tekrarlandığında, kişinin kendisini değerlendirme biçimini etkileyebilir. Bu düşünceler her zaman gerçeği yansıtmaz; bazen kişinin olayları yorumlama alışkanlıklarıyla bağlantılı olabilir.
Başkalarının onayına bağımlı hissetmek
Kişi kendi kararlarını verirken sürekli başkalarının ne düşüneceğini hesaba katıyorsa, zamanla kendi ihtiyaçlarını ve tercihlerini geri plana atabilir. Takdir edilmek elbette doğal bir ihtiyaçtır. Ancak kişinin kendisi hakkındaki bütün değerlendirmesini başkalarının tepkilerine göre şekillendirmesi, öz değer algısını zorlayabilir.
Kendini Değerli Hissetmek İçin Neler Yapılabilir?
Öz değer algısını desteklemek, bir anda olumlu düşünmeye karar vermekten ibaret değildir. Kişinin kendisiyle kurduğu ilişkiyi fark etmesi, alışkanlıklarını gözden geçirmesi ve kendisine karşı daha dengeli bir yaklaşım geliştirmesi zaman alabilir.
1. Kendinizi yalnızca başarılarınızla değerlendirmeyin
Bir sınavdan düşük not almak, bir işte hata yapmak veya bir ilişkide anlaşmazlık yaşamak belirli bir duruma ilişkin deneyimlerdir. Bunlar tek başına kişinin bütün özelliklerini ve insan olarak değerini açıklamaz.
Bir hata yaptığınızda “Ben başarısızım” demek yerine “Bu durumda istediğim sonucu alamadım, bundan ne öğrenebilirim?” diye düşünmeyi deneyebilirsiniz. Böylece olay ile kendiniz hakkındaki genel yargınızı birbirinden ayırabilirsiniz.
2. İç konuşmanızı fark edin
Kendinizle konuşurken kullandığınız ifadeleri gözlemlemek, öz değer algınızı anlamanıza yardımcı olabilir. Başka bir insan benzer bir hata yaptığında ona nasıl yaklaşacağınızı düşünün. Ona göstereceğiniz anlayışı kendinize de gösterebilmek, öz şefkat geliştirmek açısından önemlidir.
Bu yaklaşım, hataları görmezden gelmek anlamına gelmez. Sorumluluk almakla kendinizi acımasızca eleştirmek arasındaki farkı anlamanızı sağlar.
3. Sınırlarınızı ve ihtiyaçlarınızı önemseyin
Bir başkasını kırmamak için sürekli kendi isteklerinizden vazgeçiyorsanız, ilişkilerinizde neye ihtiyaç duyduğunuzu fark etmek faydalı olabilir. Her isteğe evet demek zorunda değilsiniz. Uygun olduğunda hayır diyebilmek, kendi zamanınızı ve sınırlarınızı koruyabilmek öz saygıyı destekleyebilir.
Sınır koymak, diğer kişinin duygularını önemsememek değildir. Hem kendi ihtiyaçlarınızı hem de karşınızdaki kişinin ihtiyaçlarını dikkate alarak dengeli bir ilişki kurmaya çalışmaktır.
4. Kendinizi başkalarıyla karşılaştırmak yerine kendi gelişiminizi izleyin
Herkesin deneyimleri, koşulları ve gelişim hızı farklıdır. Bu nedenle kendinizi sürekli başkalarının başarıları üzerinden değerlendirmek yerine geçmişteki deneyimlerinizden neler öğrendiğinize odaklanabilirsiniz.
Örneğin daha önce zorlandığınız bir konuşmayı bugün daha rahat yapabiliyor olmanız, başka birinin sizden daha iyi konuşup konuşmadığından bağımsız bir gelişmedir.
5. Kusursuz olma beklentinizi gözden geçirin
Her konuda başarılı olmak, herkesi memnun etmek veya hiçbir zaman hata yapmamak mümkün değildir. Mükemmeliyetçi beklentiler, kişinin elde ettiği sonuçları yeterli görmesini zorlaştırabilir.
Bir işi elinizden gelen şekilde tamamlamak ile her ayrıntıyı kusursuz hâle getirmek arasında fark vardır. Gerçekçi hedefler belirlemek ve gerektiğinde kendinize dinlenme alanı tanımak, kendinizi sürekli kanıtlama baskısını azaltmaya yardımcı olabilir.
Öz Güven Eksikliği ve Düşük Öz Değer Nasıl Anlaşılır?
Öz güven eksikliği ve düşük öz değer bazı durumlarda benzer davranışlarla ortaya çıkabilir. Örneğin kişi yeni bir ortama girmekten çekinebilir, eleştirilerden etkilenebilir veya karar verirken başkalarının görüşlerine fazla önem verebilir. Ancak bu davranışların arkasındaki düşünceler farklı olabilir.
Öz güven eksikliğinde kişi daha çok belirli bir işi yapamayacağını, kendisini ifade edemeyeceğini veya bir durumla baş edemeyeceğini düşünebilir. Düşük öz değer algısında ise düşünceler daha genel bir hâl alarak “Ben yeterince iyi değilim”, “Benim ihtiyaçlarım önemli değil” veya “Sevilmek için sürekli bir şeyleri hak etmeliyim” biçiminde ortaya çıkabilir.
Bu ifadeler tek başına herhangi bir psikolojik sorunun tanısı değildir. Kişinin yaşadığı zorlukların anlamı, sıklığı ve günlük hayatını nasıl etkilediği birlikte değerlendirilmelidir.
Hangi durumlarda psikolojik destek düşünülebilir?
Kendinizle ilgili olumsuz düşünceler uzun süredir devam ediyor, ilişkilerinizi etkiliyor veya günlük kararlarınızı vermenizi zorlaştırıyorsa profesyonel destek almayı değerlendirebilirsiniz.
Özellikle sürekli onay arama, eleştirilere karşı yoğun hassasiyet, hata yapmaktan kaçınma, sınır koymakta zorlanma ve kendini başkalarıyla kıyaslama gibi örüntüler üzerinde çalışmak, kişinin kendisini daha iyi anlamasına yardımcı olabilir.
Başakşehir’de psikolojik danışmanlık seçenekleri hakkında bilgi edinmek isteyenler, Başakşehir psikolog hizmetleri sayfasını inceleyerek Uzm. Psk. Zehra Bekmezci’nin çalışma alanları, görüşme seçenekleri ve ofis konumu hakkında bilgi alabilir.
Başakşehir’de Psikolojik Destek Öz Değer Gelişimine Nasıl Katkı Sağlayabilir?
Psikolojik danışmanlık süreci, kişinin kendisiyle ilgili düşüncelerini, duygularını ve davranışlarını daha yakından inceleyebileceği bir alan sunar. Öz güven veya öz değer konusunda zorlanan kişiler için amaç, yalnızca daha olumlu düşünceler geliştirmek değil, bu düşünceleri etkileyen deneyimleri ve alışkanlıkları anlamaktır.
Örneğin kişi sürekli eleştirilme korkusu yaşadığında hangi durumlarda bu korkunun arttığını, kendisi hakkında hangi sonuçlara vardığını ve bu düşüncelerin davranışlarını nasıl etkilediğini inceleyebilir. Ardından daha dengeli değerlendirmeler yapmayı ve günlük yaşamda farklı davranışlar denemeyi öğrenebilir.
Bilişsel Davranışçı Terapi ile düşünce kalıplarını fark etmek
Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), düşünceler, duygular ve davranışlar arasındaki ilişkileri anlamaya yardımcı olan psikoterapi yaklaşımlarından biridir. Kişi, kendisi hakkında geliştirdiği katı yargıları ve bu yargıların günlük yaşam üzerindeki etkilerini inceleyebilir.
Örneğin bir hata sonrasında “Her şeyi mahvediyorum” diye düşünmek yerine, yaşanan olayın somut sonuçlarını değerlendirmek ve daha gerçekçi bir bakış açısı geliştirmek üzerinde çalışılabilir. Sürecin içeriği kişinin ihtiyaçlarına ve yaşadığı zorluklara göre belirlenir.
Kendini kabul etmek ve psikolojik esnekliği geliştirmek
Kendini kabul etmek, bütün düşüncelerinizi doğru bulmak veya her davranışınızı onaylamak anlamına gelmez. Güçlü yönlerinizi ve zorlandığınız alanları birlikte görebilmek, kendinize yönelik daha dengeli bir tutum geliştirmek demektir.
Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT) gibi yaklaşımlar, kişinin zorlayıcı düşünce ve duygularla ilişkisini değiştirmesine, değerlerini belirlemesine ve bu değerlerle uyumlu davranışlar geliştirmesine odaklanabilir.
Başakşehir ve çevresinde psikolojik destek arayan kişiler, Başakşehir’de psikolog ve terapi seçenekleri hakkında bilgi alarak kendi ihtiyaçlarına uygun bir görüşme sürecini değerlendirebilir.
Kendine Güvenmek ve Kendini Değerli Hissetmek Birlikte Gelişebilir mi?
Evet. Öz güven ve öz değer birbirini destekleyebilir ancak aynı hızda gelişmeleri gerekmez. Kişi bir alanda kendine güvenini artırırken başka bir alanda kendisini hâlâ eleştirel değerlendirebilir. Bu durum, gelişimin başarısız olduğu anlamına gelmez.
Örneğin topluluk önünde konuşma becerisini geliştiren bir kişi, zamanla kendisini daha rahat ifade edebilir. Ancak aldığı eleştirileri kişisel bir yetersizlik olarak değerlendirmeye devam ediyorsa öz değer algısı üzerinde ayrıca çalışması gerekebilir.
Burada önemli olan, kendinizi sürekli güçlü hissetmek veya her durumda kendinizden emin olmak zorunda olmadığınızı kabul etmektir. Bazen çekinmek, hata yapmak, kararsız kalmak veya başkalarının desteğine ihtiyaç duymak da insan deneyiminin doğal bir parçasıdır.
Öz güven geliştirmek, her şeyi tek başınıza yapmanız gerektiği anlamına gelmez. Kendini değerli hissetmek de zorlandığınızda yardım istemenize engel değildir. İki kavram birlikte ele alındığında kişi hem kendi becerilerine güvenmeyi hem de sonuçlar beklentisini karşılamadığında kendisine saygı duymayı öğrenebilir.
Kendisiyle kurduğu ilişkiyi daha yakından anlamak isteyenler için Başakşehir psikolog danışmanlık sayfası, sunulan psikolojik destek hizmetlerini ve görüşme seçeneklerini değerlendirmek için bir başlangıç noktası olabilir.
Sonuç: Kendinize Güvenmek Kadar Kendinize Değer Vermek de Önemlidir
Kendine güvenmek, bir işi yapabileceğine veya bir durumla baş edebileceğine inanmakla ilgilidir. Kendini değerli hissetmek ise başarıların, hataların ve başkalarının değerlendirmelerinin kişinin bütün değerini belirlemediğini kabul edebilmektir.
Bu iki kavram birbiriyle bağlantılı olsa da farklı ihtiyaçlara karşılık gelir. Bazı durumlarda belirli becerileri geliştirmek öz güveni desteklerken, kişinin kendisi hakkındaki katı yargılarını fark etmesi ve öz şefkat geliştirmesi öz değer algısını destekleyebilir.
Kendinizi daha iyi tanımak, düşünce kalıplarınızı anlamak ve ilişkilerinizde kendi ihtiyaçlarınıza daha fazla yer açmak için küçük adımlarla başlayabilirsiniz. Bu süreç günlük yaşamınızı belirgin biçimde etkileyen zorluklarla birlikte ilerliyorsa profesyonel destek seçeneğini değerlendirmek de mümkündür.
Başakşehir ve Bahçeşehir çevresinde psikolojik danışmanlık hizmetleri hakkında bilgi almak isteyenler, Uzm. Psk. Zehra Bekmezci’nin Başakşehir psikolog sayfasını ziyaret edebilir.

